...Bütün nazarları hemen üstüne çekti.
Vitrindeki kâğıtları çıkararak, oradaki mankenleri kısım kısım açıkladıkları anda anladı.
Bazen vitrindeki mankenler onun da tuhafına gidiyordu. Aceleleri bile olsa, daima onu hayranlıkla seyretmek için duruyorlardı. Onlara uymasa bile, giydiği giysileri daima satın alırlardı. O kadar çok söyleyecekleri olsa da, daima sonunda onun için konuşurlardı.
Halbuki o kadar değişiktiler ki! Sık sık kendi kendine nasıl oluyordu da kendilerini onun yerinde görebildiklerini sorardı...
O duruyordu. Onlar geçiyordu.
O satıyordu. Onlar sadece satın alıyordu.
Onlar hayranlıkla bakıyor ve o onları seyrediyordu!
O kadındı, ve onlar sadece vitrinde mankendiler!
O merkezde, ve onlar dünyanın ucunda kaybolmuşlardı...
Acınacak mankenler!
İyi ki dünyasına ait değillerdi! İyi ki hiçbir zaman dünyasına ait olamazlardı...
Biri o camı takmayı düşünmüştü....